Karma ve Geçmiş Yaşam Terapisi

January 21, 2019

Öncelikle karma nedir onu inceleyeceğiz ve sonra karma doğuş terapisi; Yeniden Doğuş Uçuş Terapisi; Regrasyon Terapisi nedir, Bunlar nedir onları ele alacağız 

Karmanın “göze göz, dişe diş” olarak tanımlanması yanlıştır; karma ne bu kadar kolay ne de bu kadar basittir. Bu her zaman; bir kimse hayatında birini öldürürse, bir sonraki hayatında başka biri onu öldürür demek değildir. Daha doğrusu karma, aynı yaşam sürecinde iyileştirilmemiş acı olarak anlaşılabilir. Bir hasar/yara insanın aurasında (zihinsel beden ve zihin ağında) kalır, yara bir kaç kez tekrar edebilir ve karma deseni olabilir; ta ki farkına varma ve öğrenme ile serbest bırakılana kadar. İyileşme olana kadar devam eder ve kişi aynı şeyi tekrar yaşar; bu öldükten ve tekrar doğduktan sonra da devam edebilir. İyileşme gerçekleştiğinde ise acı sona erer. 

Karma bir ceza değildir. Basit olarak; açığa çıkarılıp, temizlenip yok edilmesi gereken bir yara/üzüntü enerjisidir.

Bir üzüntü/acı, aynı şeyin tekrar etmemesi için bir ders taşır. Karma, bir öğrenme yolu ve ruhsal büyüme metodudur. Her birey, bu yolla davranışlarının sonucunu ve acısını öğrenir ve anlar. Bu sonuçları anlayarak, kendine ve başkalarına acı değil mutluluk verecek şekilde davranmayı öğrenir. Bu öğrenme çok önemlidir. Herkes bu dersi öğrendikten sonra dünya üzerinde acıya ve karmaya gerek kalmayacak ve dünya değişimi tamamlanmış olacaktır. Bir birey bu dersi tam olarak öğrenip, enerji sisteminde ki eski travma ve acıları ve verdiği hasarları iyileştirdikten sonra, tekrar dünyaya gelmesine gerek kalmayacaktır. Artık acı çekmeyecek ve kimseye acı vermeyecektir. 

Bu, dünyanın değişiminde olduğu gibi bireyler ve gezegenlerde de aynen söz konusudur. Şu anda insanlar derin acılar yaşamaktadır çünkü tüm eski acılar henüz tam olarak iyileştirilmemiş ve yok edilememiştir. Meydana gelen afetler, felaketler insan hayatında olduğu gibi, bir anlam taşımaktadır; hayat gücünün onuru için hükümetleri ve milletleri değişime zorlamaları gibi… Bununla yüzleşemeyen insanlar dünyamızda yaşıyor ve bir sürü genç ölümler oluyor. 

İyileşmemiz için yalnız değiliz. Karmanın arınması ve kurtulması için basit, ılımlı ve herkesin ulaşabileceği araçlar mevcuttur. Dünya değişiminin en önemli parçası olarak, belki de dünyanın kuruluşundan bu yana ilk kez karmik iyileşme zamanındayız. Bu çok önemli ve gerekli iyileşme hem bireyler hemde dünyamız için son derece önemlidir. İnsanlar iyileştikçe, dünya iyileşecektir.

Karma Temizliği 


Her bireyin oluşum ve gelişim süreci kendisi gibi biricik olduğu için karması da diğer tüm insanlardan farklıdır. 
Bir önceki hayatında kendisine dayak atan babasını öldüren birisi, bir diğer hayatında zorluklara şiddetle değil sabırla göğüs germeyi öğrenmek üzere bu sefer kendisini döven bir ağabey seçip, sessizce buna katlanıyor, böylece karmasını temizliyor olabilir. Oysa "cesaretle kendini ifade etmeyi" öğrenme aşamasına gelen bir ruh, kendisine eziyet eden birine karşı cesaretle karşı çıkıyor ve sakince kendini koruyor olabilir. 
Bir önceki hayatında liderlik ettiği insanları savaşlara sürükleyen biri, sonraki hayatında ruhsal bir önder olabilir ve insanlığa hizmet ederek karmasını temizliyor olabilir. 
Fakat bir diğer kişi, seçtiği yeni hayatındaki zorlukların üstesinden gelip yaşadığı çevre tarafından lider olarak tanımlanıyor ve önderlik etmeye teşvik ediliyor olmasına rağmen korkularına yenilerek lider olmayı reddedip köşesine çekilmiş "kolay olanı" seçmiş olabilir. 
Önceki hayatlarından birinde "cadı"lıkla suçlanan bir kadını işkenceyle öldürmüş olan biri, sonraki hayatında o kadının farklı ruhsal çalışmalarını var gücüyle destekleyerek karmasını temizliyor olabilir. 


Karma ve Geçmiş Yaşam Terapilerinin Yararı nedir?


Madem yeniden bedenlenirken unutmak durumundayız neden burada Geçmiş Yaşam Terapileri alarak hatırlamaya ihtiyacımız olsun? 
Geçmiş Yaşam Terapileri, bu dünyada bedenlenen varlıkların karmalarını "bugün ve burada" temizlemeleri ve şimdi ki anda iç huzuru, doyum ve sevgiyle yaşamaları yönünde destekleyici bir ruhsal çalışmalardır. 
Kendisine fiziksel ve ruhsal acı çektiren bir ailede büyüyen kişi, bu hayatı nasıl bilerek ve isteyerek seçmiş olduğunu unutmuş olduğu için kendisini kurban hissediyor olabilir ve kurban psikoloji ile kendisine yine acı çektiren biriyle beraber olup üstelik kendi çocuklarına da fiziksel, ruhsal acı veriyor olabilir. Yani planlanan, tasarlanan yoldan sapmış durumdadır ve acı çekiyordur. 
Bu kişi “Karma Terapisi” aldığında ruhsal yolculuğunu, hayatını, seçimlerini daha derin ve gerçekçi bir perspektiften değerlendirebilir. Geçmiş Yaşam Terapileri ile kendisine acı çektirenleri ve en önemlisi başkalarına acı çektirdiği için kendisini affederek karmasının ilgili bölümünü temizlemiş olur. Ve kurban rolünü bırakıp seçimlerinin sorumluluğunu üstlenerek ruhsal yolculuğuna gelişerek devam edebilir.


Önceki hayatında yanlışlıkla çocuğunun ölümüne sebep olan kişi bu olayın izini suçluluk duygusu olarak taşıyor ve çocuk sahibi olmaktan kaçınıyor olabilir. Bu kişi Geçmiş Yaşam Terapileri alarak bu eski olaya geri döner ve kendini affetmeyi başarırsa, suçluluk duygusundan kurtulabilir. Tabii tahmin edeceğiniz gibi çocuk sahibi olabilir ve çocuğunu sevgiyle ve özenle büyütebilir. 


Karmik İlişkiler


Yeniden bedenlenme mükemmel bir düzenle ilerler. 
Evrende "rastlantı" diye bir şey yoktur. Yaşananları "rastlantı" veya "şans" diye tanımlamak yerine evrende mükemmel bir şekilde çalışan "Çekim Kanunu"na dikkat etmekte yarar var. Evrende her şey planlı, anlamlı ve düzenlidir. 


Ebeveynlerimiz, kardeşlerimiz, uzun süreli dostluk ve ve eş ilişkilerimiz tümü karmiktir. Yani "planlanmış ve seçilmiştir ve üzerinde ortak bir çalışma, öğrenme, tamamlama ve gelişmeye ihtiyaç duyulmaktadır. 
Bir başka örnekle de karmik ilişkileri açıklamak istiyorum. Bir önceki hayatında savaş meydanında birbirlerini öldürmüş olan iki kişi ruhsal alemde birbirlerini affetmeyi ve sevmeyi öğrenmeye karar vermiş olsunlar. Ve anne çocuk olarak yeniden bedenlensinler. Bu kişilerin bu hayatta çatışarak birbirlerine karşı anlayışsız ve eleştirel olmaları planın dışına çıkmaları anlamına gelir. Bu kişilerden biri Geçmiş Yaşam Terapileri alarak aralarındaki karmik bağın farkına varabilir. Ve kazandığı yeni kavrayış ve farkındalıkla, anlayış, sevgi ve saygı ile o karmik ilişkiyi temizlemenin yolunu keşfedebilir. Kimseyi değiştiremeyiz ama kendimiz değişerek ilişkilerimizi iyileştirebiliriz. 


Karma'dan söz ederken evrensel ruhsal yasaları hatırlamakta yarar var; Dürüstlük Yasası, Esneklik Yasası, Sorumluluk Yasası, Seçimler Yasası, Denge Yasası, Kusursuzluk Yasası, Şimdiki An Yasası, Yargısızlık Yasası, İnanç Yasası.


"Karmik temizliğin ve ruhsal gelişimin temelleri; öncelikle kendini ve sonra tüm acı verici deneyimlere yol açmış olanları affetmek, sevgiyi öğrenmek ve tüm varlıklara karşı anlayış geliştirmek. "
Ruhsal gelişimimiz hangi aşamada olursa olsun, kendimizin en yüksek iyiliğine olan niyet ve eylemlerin tüm insanlığın ve evrenin de en yüksek iyiliğiyle aynı doğrultuda olduğunu bilmekte fayda var. 
Yazımı Babaji'nin karma yasasını anlatan bir sözü ile bitiriyorum. 


"Geçmişi olmayan bir aziz yoktur,
geleceği olmayan bir günahkar yoktur."
 

Duyguları Anlamak Ve İyileştirmek


“Hiç iyi olmayacağım“ veya “Bunu yapmak benim için çok zor“ dediğinizde kendinize şunu sorun. “Hiç iyi olmak istemiyor muyum?


Psikiyatristler hastalanan duyguları ilaçlarla tedavi eden kişilerdir. Ama yeterli değil! Bilinçaltına yönelik sürekli bir farkındalık -duygu ve davranış terapisi olmadan- kişi geçmişe kaçabiliyor. Kişiler eğer geçmişleriyle yüzleşmemişse yeni bir düşünce ve davranış biçimi geliştirmek de mümkün olmuyor. Geçmişi su yüzüne çıkarmaktan korkanlar geçmişe sığınırlar ve sorumluktan kaçarak başkalarını suçlarlar. Bunun neticesinde eğer dışa dönük bir kişilik özellikleri varsa öfke doludurlar, yok içine dönük yapıları varsa üzüntü ve acılarını içlerine atan, içe kapanık bir tavır geliştirirler.


Öfke veya acı birbirine benzemez görünürler ama biri madalyonun diğer yüzüdür. Her ikisi de bir başka temel duygudan kaynaklanır. Bilinçaltı Çekirdek İnanç Kalıplarından beslenen temel olumsuz duygumuz olan korkudan.


Korku


Korku duygusuyla henüz 0-6 yaşlarında tanışırız. Henüz öfke ve acıyı tanımadan önce korku, birdenbire ya da sinsice içimize giriverir. İlk kaygımız, ilk korkumuz anne-babamızın bizi yeterince sevmediği, bizi terk edeceği korkusudur. Bu ilk duygu kırılması ilk güvensizliği yaşamamıza neden olur ve hoşa gitmeyen bu duyguyu beynin işlem merkezi yok etmek için bilinçaltına atar ama yok edemez. Benzer her durumda, bilinçaltı hafıza daha önce bildiği, deneyimlediği şartları hatırlar ve bu duygu yıllarca ve yılarca orada büyür, gelişir ve bilince çıkarılmadıkça da bizim için olumsuz yük halini alır, demin söylediğimiz gibi adeta kemikleşir.


Bu noktada terapi çok işe yarar. Bilinçaltı hafızada sağlıksız biçimde büyümüş olumsuz duyguları bilince çıkararak, ilaçlarla değil beynin kendi yeteneklerini kullanarak iyileştirmeyi amaçlar. Bu yöntemle yapılan bir terapi kişinin kendi gücüne dayandığı için işler ve kalıcı olur.
Beynin yapısını ve işlevini anladıkça son 20 yıl içerisinde psikoterapilerde de farklı yöntemler kullanılır oldu. Modern batılı insanın çözemediği noktalarda devreye giren uzakdoğu felsefesi, meditasyon gibi yalnız rahatlama ve gevşeme değil, ruhani olanla (ruhsal bilinçle bağlantı kurmak) ve artık yüzyıllardır çok az kişinin tekelinde kalan gizli evrensel ilkelerin nasıl işlediğini keşfetmek söz konusu. Tüm bunlar psikodrama tekniğini de kullanarak çok kısa dönemlerde, daha kolay ve etkin olan hem de uzun psikoterapi seanslarına karşın daha ekonomik sistemlere yönlerdirdi.


BATAKLIĞI KURUTMAK DAHA ETKİN
Daha önceki veya şimdiki mevcut çalışmaların çoğu bataklık üzerindeki sineklerle mücadele şeklinde yapılıyordu. Bu da sürekli bir mücadeleyi gerektiriyordu.
Şimdi köklü çözümler var. BATAKLIĞI KURUTMAK.


Özetlersek tüm sorunlarımızın ana kaynağı korku ve güvensizlik duymak.
Bugün yapılan çalışmalarda özellikle kendimize olan güveni pekiştiren ve kaynakta ki korkuyu iyileştiren süreci başlatan terapi tekniğini uygulanıyor. Kısaca bilinçaltında kabuklaşmış “Çekirdek Düşünce Kalıbını” ve bu kalıba hız veren duygu dünyamızı yeniden düzenlemek gerekiyor. Çünkü bir neden ortadan kalktıktan sonra o nedeni oluşturan sorunlar da ortadan kalkar. Ama şu da bir gerçek ki hayat devam ediyor ve herkesin hayatı farklı farklı gelişiyor. Birer prototip olamayız. Hepimizin ayni zamanda bilgece davranma yetisi geliştirmek gibi bir zorunluluğu da yok. Deneyimlerimiz devam ediyor ve farkındalığımızı kullandığımız sürece gelişimimiz de devam edecek. Sonuçta önemli olan bu duyguları hissetmemek değil, bu duyguları kontrol etmek. Bu duyguları kontrol etmenin sırrı da kendimizi tanımak ve duygularımızla barışmaktan geçiyor.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Son Paylaşımlar

April 11, 2018

March 1, 2017

February 28, 2017

February 28, 2017

February 28, 2017

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiketlere Göre Ara
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square